Trabzon Uzungöl Nerede ve Nasıl Gidilir.

Trabzon Uzungöl Nerede ve Nasıl Gidilir.

Uzungöl, Trabzon ilinin Çaykara ilçesine bağlı. Şehre uzaklığı yaklaşık 99 km iken, Çaykara İlçe Merkezi’ne uzaklığı ise 19 km.Trabzon’dan araba ile gelecek olanlar önce Of ilçesine, oradan da Solaklı Deresi’nin batı tarafından Uzungöl tabelalarını takip ederek beldeye ulaşabilirler.

Uzungöl`de Bisiklet kiralayabilirsiniz.

Uzungöl çevresinde yer alan işletmelerden Saatlik bisiklet kiralayarak göl çevresini gezebilirsiniz.

Uzungöl doğa yürüyüşü

Bulutları ayaklarınızın altına almak ister misiniz? Soğanlı Dağı ile Kaçkar Dağları arasında Haldizen Vadisi’nde yer alan Uzungöl, çevresinde yer alan dağların eteklerine doğru çıktığınız zaman bulutlara yaklaşırsanız etekleri aştığınız zaman yaylarında bulutları ayaklarınızın altına almış hissedersiniz.

Karadeniz Kahvaltısı

Uzungöl çevresinde bulunan işletmecilerin en güzel yanı kahvaltıdır. Yöreye özgü sunduğu eşsiz kahvaltısı ile yüzbinlerce turist kazanmaktadır.

Doğu Karadeniz mutfağının vazgeçilmezi olan mısır ekmeğinden oluşan, peynir ve doğal mısır unu ile yapılan mıhlamasının tadına bakmadan dönmeyin.

Uzungöl iklimi nasıldır ?

Uzungöl Trabzon’a bağlı bir belde olması sebebiyle Doğu Karadeniz’in bol yağışlı ve ılıman ikliminden nasibini almıştır. Trabzon bölgesinde ilkbahar ayları çoğunlukla sisli ve yağmurludur. Sonbahar ayları ise yoğun yağışa maruz kalırken, sıcaklık çok fazla değişmez. İç kesimlerde yağış oranı da artmaktadır. Yaz ayları Temmuz ve Ağustos en az yağış olan aylardır. Şubat ayı ise en çok kar yağışını alan aydır. En soğuk aylar Ocak ve Şubat aylarıdır. Bu özellikleri ile birlikte Trabzon’un ikliminin ılıman ve yumuşak olduğu söylenebilir. Sahilden içe doğru ilerledikçe, dağlık ve doğa yapısından dolayı rakım hızla yükselir ve hava daha soğur. Uzungöl 1080 rakımda olduğundan, Karadeniz ikliminden daha sert bir iklime sahiptir.

Ziyaret Etmenizi bekleyen Trabzon Yaylaları

Güzel memleketimiz Trabzon`da gezip görmeniz gereken yaylalardan bazılarını sizlere paylaşmak istiyorum , tadına doyum olmayan meşhur trabzon yayla çayı , yayla kahvaltıları , yayla peynirleri ve yayla tereyağ ları ve daha fazlası sizleri bekliyor.

HIDIRNEBİ YAYLASI

Trabzon şehir merkezinden 35 kilometre uzaklıktaki Hıdırnebi Yaylası, ormanları, doğal güzellikleri ve bitki örtüsüyle yayla turizminin gelişmesinde önemli yer tutuyor.Hıdırnebi Yaylası, 1998’de hazırlanan Yayla-Kent Projesi ile inşa edilen bungalov tarzı evleri ve sosyal tesisleriyle ziyaretçilerine uzun yıllardır konaklama imkanı sağlıyor. Ayrıca, her yıl temmuz ayında düzenlenen şenliklerle de binlerce insanı ağırlıyor.Şehir merkezine yakınlığı nedeniyle yerli ve yabancı turistlerin ilk adreslerinden biri olan yayla, doğa yürüyüşü, safari ve fotoğraf meraklılarının da ilgisini çekiyor.

KARADAĞ YAYLASI

Akçaabat – Düzköy yolunun 12. kilometresinden batıya dönülerek, 28 kilometre toprak yolla yaylaya ulaşılır. 1.946 metre yükseklikteki yayla bol oksijeni ile akciğer tedavisi görmüş hastaların tatil için tercih ettiği yerdir. Yaylada yaban hayatı da oldukça zengindir. Yaylaya ayrıca Vakfıkebir ilçesinden ulaşılabilir. Maçka ilçesinin güney çıkışından başlayarak 22 kilometrelik toprak yolla Mavura Yaylası üzerinden bu yaylaya ulaşılır.

PAZARCIK YAYLASI

Karadere güzergahında Araklı’nın 43 kilometre güneyindedir. Yağmurdere üzerinden Gümüşhane’ye Aydıntepe üzerinden de Bayburt’a ulaşan yolların geçtiği bir yayla köy merkezidir. Telefon ve alışveriş imkânları mevcuttur. Çevresi ormanlarla kaplı yaylada doğa yürüyüşü, bitki inceleme, dinlenme, bisiklet turları yapma olanağı vardır.

YILANTAŞ YAYLASI

Trabzon’a 64, ilçe merkezine 33 kilometre mesafede bulunan yayla 10 kilometreliklik bir stabilize yolla Yeşilyurt Beldesi’ne bağlanır. Araklı ilçesinin 24 kilometre güneyinde yer alan Yeşilyurt beldesi çevresinde Ağaçbaşı, Taşbaşı, Arabinyurdu, Çukuryaylası gibi çok sayıda yayla bulunmaktadır. Zengin otsu bitkilerle kaplı olan yaylalarda doğa yürüyüşü, bitki inceleme, kuş gözlemleme bisiklet turları yapma olanağı vardır.

ÇAKIRGÖL YAYLASI

Yaylaya Maçka–Meryemana yolunu takiben Altındere Vadisi Milli parkından yaklaşık 20 kilometrelik bir toprak yolda ilerledikten sonra ulaşılabilir. 2.500 metre yükseklikteki Çakırgöl Yaylası yolu üzerinde ve civarında, Armutluk, Kırantaş, Akarsu, Ayraksa, Livayda Kurugöl, Mesaraş Furnoba, Kasapoğlu, Camiboğazı, Ortaoba ve Deveboynu yaylaları bulunmaktadır.

KİRAZ YAYLASI

Maçka ilçesi ile Gürgenağaç köyü arası 22 kilometre asfalt yol olup, Gürgenağaç köyünden güneye doğru 7 kilometrelik toprak yolla ulaşılabilir. 1.850 metre rakımlı yaylada altyapı hizmetleri tamamlanmış olup, çim kayağı yapılabilir. Temmuz ayının üçüncü cuma günü “Ayeser Şenlikleri” kutlanmaktadır. Elektrik, PTT ve çeşme gibi altyapıya sahip yaylada, bakkal, kır kahvesi, kasap, et lokantası hizmet vermektedir. Hamsiköy ve Gürgenağaç köylerinde pansiyonlar mevcut olup, her türlü ihtiyaç yayladaki alışveriş yerleri ve lokantalardan karşılanabilmektedir.

MAVURA YAYLASI

Maçka’nın 18,5 kilometre batısında yer alır. Elektrik ve su hizmetlerinin bulunduğu Mavura Yaylası ile Solma Yaylası arası 3,5 kilometredir. Orman manzaralı toprak yol, yaya yürüyüşü için idealdir.

SİSDAĞI YAYLASI

1.850 metre yükseklikte bulunan yaylaya, Tonya’ya 24 kilometre mesafedeki Erikbeli Turizm Merkezinden sonra batı yönünde gidilerek 25 kilometrelik toprak yolla yaylaya ulaşılır. Ayrıca yaylaya Beşikdüzü-Şalpazarı Karayolunu takiben Geyikli Beldesinden de ulaşılır. Altyapı hizmetleri bulunmaktadır. Her yıl yaylada Temmuz ayının üçüncü cumartesi günü Sis Dağı Şenlikleri yapılmaktadır.

SULTANMURAT YAYLASI

Trabzon-Çaykara-Ataköy yolu üzerinde ve yaklaşık 105 kilometre mesafede olan Sultanmurat Yaylası, 2.000 rakımındadır. Orman sınırı üzerinde bulunan yaylada altyapı ve sosyal tesisler mevcuttur. Her yıl 20 Ağustos’ta “Yayla Ortası Şenlikleri” ve her yıl 23 Haziran tarihinde, 1916 yılında Ruslara karşı savaşan ve 1 subayla 70 er şehit veren yaylada “Şehitleri Anma Günü” kutlanır. Ayrıca IV. Sultan Murat’ın İran üzerine 1635 tarihinde yapmış olduğu ikinci seferi dönüşünde Trabzon’a inerken cuma namazı kıldırdığı yer ve hutbe taşının bulunduğu yer olması yaylaya tarihi bir anlam kazandırmaktadır.

Trabzon Boztepe

Karadeniz bölgesinin tüm özelliklerini gösteren Trabzon ili, Türkiye’nin en büyük şehirlerinden birisidir. Bu ile geldiğiniz zaman gezilecek yerlerin çokluğundan şikayet edebilirsiniz. Yorucu bir gezintinin ardından şehre veda etmek için son bir kez Boztepe’ye çıkarak, şehrin özetini seyre dalabilir, müthiş manzara karşısından mükemmel bir noktayla Trabzon gezinizi sonlandırabilirsiniz. Trabzon’a gezmek için gelenlerin ilk ve son ziyaret ettikleri yer olan Boztepe, işletmeleri, manzarası ve havasıyla Trabzon’a gelenlerin aklını ve gönlünü fetih etmeyi biliyor. Yeşiller arasında kalmış olan tepe, Trabzon ilini kuş bakışı seyretmeyi dileyenler için iyi bir mekan.


Güneşin doğuşunu ve batışını izleyin


Boztepe’yi ziyaret edenlerin çoğu sabah güneşin doğuşunu izlemek için gidiyor. Oldukça erken vakitte, kendilerini bu müthiş manzaradan mahrum bırakmak istemeyenler, tesislerin en güzel yerlerinden birini kapmak için geliyorlar. Güneşin doğamaya başlamasıyla ilk tesislere güneşin sıcaklığının ve ışığının vurduğunu görebilirsiniz. Bu güzel manzara eşliğinde Trabzon kahvaltısını tesislerde yapmanızın büyük bir zevk olduğunu söylemem gerekiyor. Kimileri de güneşin batışını izlemek için tesislere akın ediyorlar. Akşam güneş batmadan tesislerde oturacak yer bulmak bazen çok zor oluyor. Hatta çok yoğun olduğu zamanlarda, oturmak için sıraya girmeniz gerekiyor. Trabzon ilini ziyaret edenlerin güneşin doğuşu ve batışı için geldikleri Boztepe, Karadeniz manzarasını iliklerinde hissetmek isteyenler için ideal bir mekanı ifade ediyor.

Eşsiz Trabzon ayaklarınızın altında

Trabzon merkeze bakan Boztepe, Karadeniz’in uçsuz bucaksız deniz manzarasını da misafirlerine sunuyor. Akşamları şehrin ışıklarının meydana getirmiş olduğu eşsiz ışık gösterisi, sevgilisi veya ailesiyle Trabzon gezisi yapanların muhabbetli bir gece geçirmelerini sağlayacak ortamın meydana gelmesini sağlıyor. Dert, sıkıntı ve kederlerinizi bir kenara bırakarak, Karadeniz üzerinden esen rüzgarların serinletici ve rahatlatıcı etkisine kendinizi bırakabilir, kederlerini Karadeniz’e götürmesi için müsaade edebilirsiniz. Oldukça duygu dolu anlar yaşayabileceğiniz Boztepe, aslında duygu tepesi olarak adlandırılmalıydı. Şairlerin ve roman yazarlarının sevgilileri buluşturduğu yer olan Boztepe, Karadeniz ve Trabzon manzarasının fotoğrafını çekmek isteyenler için ideal bir ortamı sunuyor.

Mutlaka Trabzon ziyaretinizde planlarınız içerisinde Boztepe olmalı. Bu eşsiz manzaranın Trabzon için tutacağınız günlük veya hatıra defterinizde mükemmel bir yerinin olacağını düşünüyorum. Sadece manzarasının eşsiz güzelliğiyle insanları Trabzon’a hayran kalmasını sağlayan Boztepe, havası, çayı, kahvaltısı, işletmeleriyle sizlere güzel bir deneyim yaşatıyor.

Trabzon Sümela Manastırı

Meryem Ana adına kurulan manastırın “Sumela” adını “siyah” anlamına gelen “melas” sözcüğünden aldığı söylenmektedir. Bu ismin manastırın kurulduğu koyu renkli Karadağlar’ dan geldiği düşünülmekte ise de, Sumela kelimesi buradaki Meryem tasvirinin siyah rengine bağlanabilmektedir.

Rivayete göre; Bizans İmparatoru I. Theodosius zamanında (375-395) Atina’dan gelen Barnabas ve Sophranios isimli iki rahip tarafından kurulmuş olan manastır, 6.yüzyılda İmparator Justinianus’un manastırın onarılarak genişletilmesini istemesi üzerine Generallerinden Belisarios tarafından tamir edilmiştir.

Sumela Manastırı’nın şimdiki durumuyla varlığını 13.yüzyıldan itibaren sürdürdüğü bilinmektedir. 1204 tarihinde kurulan Trabzon Komnenosları Prensliği’nden III.Alexios (1349-1390) zamanında manastırın önemi artmış ve fermanlarla gelir sağlanmıştır. III.Alexios’un oğlu III.Manuel ve sonraki prensler döneminde de Sumela yeni fermanlarla zenginleştirilmiştir.

Doğu Karadeniz kıyılarının Türk egemenliğine girmesini takiben Osmanlı Padişahları pek çok manastırda olduğu gibi Sumela’nın da haklarını korumuşlar, bazı imtiyazlar vermişlerdir.

Sumela Manastırı’nın 18. yüzyılda bir çok bölümü yenilenmiş, bazı duvarlar fresklerle süslenmiştir. 19. yüzyılda büyük binaların ilave edilmesiyle manastır muhteşem bir görünüm kazanmış, en zengin ve parlak dönemini yaşamıştır. Bu dönemde son şeklini alan manastır pek çok yabancı seyyahın ziyaret ettiği, yazılarına konu edilen bir yer haline gel-miştir. Trabzon’un 1916-1918 yılları arasındaki Rus işgali sırasında manastıra el konulmuş, 1923’den sonra tamamıyla boşaltılmıştır.

Sumela Manastırı’nın başlıca bölümleri; Ana kaya kilisesi, birkaç şapel, mutfak, öğrenci odaları, misafirhane, kütüphane ile kutsal ayazma’dır. Bu yapılar topluluğu oldukça geniş bir alan üzerine inşa edilmiştir. Manastırın girişinde su getirdiği anlaşılan büyük su kemeri yamaca yaslanmış durumdadır. Çok gözlü olan bu kemerin bugün büyük bölümü yıkılmıştır.

Dar uzun bir merdivenle manastırın ana girişine ulaşılmaktadır. Giriş kapısının yanında muhafız odaları bulunmaktadır. Buradan bir merdivenle iç avluya inilmektedir. Solda, manastırın esasını teşkil eden ve kilise haline getirilen mağaranın önünde çeşitli manastır binaları bulunmaktadır. Sağ tarafta kütüphane yer almaktadır. Yine sağda yamacın ön yüzünü kaplayan büyük balkonlu bölüm keşiş odaları ve misafir odaları olarak kullanılmıştır ve 1860 yılına tarihlenmektedir. Avlunun etrafındaki binalarda odalardaki dolapları, hücreleri, ocakları ile Türk sanatının etkileri de görülmektedir.

Manastırın ana ünitesini meydana getiren kaya kilisesinin ve ona bitişik şapelin iç ve dış duvarları fresklerle donatılmıştır. Kaya kilisesinin içinde avluya bakan duvarda III. Alexios dönemine ait fresklerin varlığı tespit edilmiştir. Şapeldeki freskler ise 18. yüzyılın başlarına tarihlenmektedir ve üç ayrı devirde yapılan üç tabaka görülmektedir. En alt tabakanın freskleri daha üstün niteliktedir.

Sumela Manastırı’nda yer yer sökülerek alınmış olan ve oldukça harap bir görünüm taşıyan fresklerde işlenen başlıca konular İncil’den alınmış sahneler, Hz. İsa ve Meryem Ana’nın hayatı ile ilgili tasvirlerdir.

Trabzon Atatürk Köşkü Müzesi

Trabzon’a hakim Soğuksu sırtlarında, çam ormanları içinde yer alan bina, Kostantin Kabayanidis tarafından 1890 yılında yazlık olarak yaptırılmıştır. Avrupa ve Batı Rönesans mimarisinin etkilerini taşıyan binada büyük ve gösterişli Avrupa simgeleri kullanılmıştır. Köşkün dış cephesi taş işçiliği göstermekte olup, iç cephesi Bağdadî tekniğindedir. Yerler yine aynı akımın etkisi olarak dönemin fayanslarıyla döşenmiştir.

Atatürk, 15-17 Eylül 1924 tarihlerinde Trabzon’u ilk kez onurlandırdığında bu gün Trabzon Müzesi olarak düzenlenen konakta ağırlanmıştır.15 Eylül günü Soğuksu semtine yaptığı gezintide Köşkü görmüş ve çok beğenmiştir. 27–29 Kasım 1930 tarihlerinde Trabzon’u ikinci kez onurlandırdığında da Eski Türk Ocağı binasında ağırlanmıştır. Daha sonra gerekli çalışmalar sürdürülerek bina 1930 yılında Trabzon Özel İdaresince tescil edilerek İl Daimi Encümeninin 18.5.1931 tarih ve 361 sayılı kararıyla Cumhurbaşkanı Gazi Mustafa Kemal Paşa Hazretlerine “ temlik” edilmiştir. Daha sonra Trabzon’dan oluşturulan bir heyet Ankara’ya giderek köşkün tapusunu ve anahtarını Atatürk’e teslim etmiştir. Atatürk, 10–12 Haziran 1937 tarihlerinde üçüncü ve son kez Trabzon’u onurlandırdığında ise, iki gece bu Köşkte kalmıştır. Atatürk’ün ölümünden sonra Köşk, Ankara Asliye Hukuk Hakimliğinin 7.12.1938 tarih ve 938/2509 Esas ve 1627 sayılı kararı ile yasal varisi, kardeşi Makbule Boysan’ a intikal ettirilmiştir. Köşkün müzeye dönüştürülmek amacıyla Trabzon Belediyesince Makbule Boysan’dan satın alınması, Trabzon Asliye Hukuk Hakimliğinin 6.8.1942 tarih ve 476/284 nolu kararıyla gerçekleştirilmiş olup; istimlak bedeli olarak 10.000. TL Makbule Boysan adına Ziraat Bankası hesabına 30.3.1943 tarih ve 673 sayılı makbuzla yatırılmıştır. Bina 1943 yılından itibaren müzeye dönüştürülerek hizmete açılmış olup halk arasında “Atatürk Köşkü” adıyla anılmaktadır. Atatürk kendi ifadesiyle büyük mutluluk yaşayarak Köşkte geçirdiği iki gece, Trabzon ve Trabzonlular için olduğu kadar Türk Tarihi için de sonsuza denk unutulmayacak ve sürekli örnek teşkil edecek bir oluşuma tanık olmuştur. Atatürk 11 Haziran 1937 gecesi bu Köşk’te bütün mal varlığını canından çok sevdiği Türk ulusuna armağan etme kararı almış ve mal varlığının bir listesini hazırlayarak gereğinin yapılması için Başbakan’ a göndermiştir.

Müzede, 19. yy sonu ile 20. yy ait, mobilyalar, porselenler, halılar vb. ile Atatürk’e ait tablolardan oluşan Etnografik nitelikli 344 adet eser sergilenmektedir.

Müze, haftanın 7 günü ziyarete açıktır. Müzeye Atatürk Alanından ( Meydan ) Çamlık Dolmuşları ve Belediye Otobüsleri ile ulaşım sağlanmaktadır